17 Aralık 2011 Cumartesi
5 Kasım 2011 Cumartesi
Formasyon Alırkene Ne Acılar Çeken Esma Unkapanı'ndan Bildiriyor
Sonunda yazmaya karar verdim. Aslında yolda sürekli blog yazıyorum ben ama eve gelip de bilgisayarı açmak ve tüm içimden geçenleri buraya dökmek zor geliyor. Sadece bu zor gelse gene iyi..
Bu arada formasyona başladım ben blog. Atanamayan öğretmenlerden biri olmak istiyorum fena hÂlde:) 5 yıldan sonra gene kendi okulumdayım ama sor bi mutlu musun diye sor hadi sor. Hiç mi bişey değişmez karşim onca yıldan sonra, hâlâ mı soğuk olur bir okulun tüm binaları, hâlâ mı o gün ders var mı yok mu diye kimseye soramaz da okula gidince öğrenirsin. Demek ki daha çekecek çilemiz varmış. Yine de şükretmem lazım yedek listeden giren biri olarak.
Yollar aynı, 15.50 treni, 16.30 motoru ve Unkapanı’ndan geçen tüm Eminönü otobüsleri canım ciğerim bu aralar. Yavaş giden trenler, kaçan motorlar, kalkmasına 10 dakika olan otobüsler de tü kaka:)
Dersler değil de (o kadar çok yazı midemi bulandırıyor blog) yolculuk kısmı güzel. Eskisi gibi haftada 2 kitap bitirir oldum. Hani bu formasyon hiç bitmesin dicem yukarıdaki yanlış anlayacak diye korkuyorum. İnsanlara dik dik bakıyor, motorda çay içiyor, sapık görünüşlü adamlardan uzağa oturuyorum.
Okuldaki kızlar da aynı. O 3,50 ortalamayı yapanları tanımak istiyordum tanıdım. Arkadaş hiç mi sosyal hayatınız olmaz, şu dünyaya fotokopiciden ders notu almak ve hoca ne derse yazmak için mi geldiniz siz? Kozmetik dünyasından habersiz soluk benizligillerden bir sürü kız doluşuyorlar bir sınıfa ki bu insanların hepsi çalışıyor ve en az 25 yaşında. Aranızda göz kaleminin ne işe yaradığını bilen var mı diye sorucam bir gün valla:) Bunlar seneye bakanların yolunu kesip, Okan Bayülgen’e çıkar sonra da biz atanamıyoruz bıt bıt bıt diye konuşurlar bak Esma dediydi dersiniz.
Bu kadar şeyi yazmak bile zor geldi. Ki düşün ben koca koca kitapları bitirip onlardan sınava gireceğim yazık zavallı Esma’ya…:S
Bir giriş yaptım ya artık devamı da gelir sanki di mi?
Hadi selametle
Bu arada formasyona başladım ben blog. Atanamayan öğretmenlerden biri olmak istiyorum fena hÂlde:) 5 yıldan sonra gene kendi okulumdayım ama sor bi mutlu musun diye sor hadi sor. Hiç mi bişey değişmez karşim onca yıldan sonra, hâlâ mı soğuk olur bir okulun tüm binaları, hâlâ mı o gün ders var mı yok mu diye kimseye soramaz da okula gidince öğrenirsin. Demek ki daha çekecek çilemiz varmış. Yine de şükretmem lazım yedek listeden giren biri olarak.
Yollar aynı, 15.50 treni, 16.30 motoru ve Unkapanı’ndan geçen tüm Eminönü otobüsleri canım ciğerim bu aralar. Yavaş giden trenler, kaçan motorlar, kalkmasına 10 dakika olan otobüsler de tü kaka:)
Dersler değil de (o kadar çok yazı midemi bulandırıyor blog) yolculuk kısmı güzel. Eskisi gibi haftada 2 kitap bitirir oldum. Hani bu formasyon hiç bitmesin dicem yukarıdaki yanlış anlayacak diye korkuyorum. İnsanlara dik dik bakıyor, motorda çay içiyor, sapık görünüşlü adamlardan uzağa oturuyorum.
Okuldaki kızlar da aynı. O 3,50 ortalamayı yapanları tanımak istiyordum tanıdım. Arkadaş hiç mi sosyal hayatınız olmaz, şu dünyaya fotokopiciden ders notu almak ve hoca ne derse yazmak için mi geldiniz siz? Kozmetik dünyasından habersiz soluk benizligillerden bir sürü kız doluşuyorlar bir sınıfa ki bu insanların hepsi çalışıyor ve en az 25 yaşında. Aranızda göz kaleminin ne işe yaradığını bilen var mı diye sorucam bir gün valla:) Bunlar seneye bakanların yolunu kesip, Okan Bayülgen’e çıkar sonra da biz atanamıyoruz bıt bıt bıt diye konuşurlar bak Esma dediydi dersiniz.
Bu kadar şeyi yazmak bile zor geldi. Ki düşün ben koca koca kitapları bitirip onlardan sınava gireceğim yazık zavallı Esma’ya…:S
Bir giriş yaptım ya artık devamı da gelir sanki di mi?
Hadi selametle
5 Ekim 2011 Çarşamba
18 Eylül 2011 Pazar
16 Eylül 2011 Cuma
Bazen
Bazen kendimi öyle işe yaramaz, öyle gereksiz, öyle saf, öyle berbat hissediyorum ki...
Tam da böyle anlarda özlüyorum Selçuk'u ama onun ruhu bile duymuyor...
Tam da böyle anlarda özlüyorum Selçuk'u ama onun ruhu bile duymuyor...
12 Ağustos 2011 Cuma
8 Temmuz 2011 Cuma
Enough
Az önce Mine'yle olan rutin(!) msn görüşmemizden ayrılırken msn bana aşağıdaki şeyi söyledi:
Mine ile ilgili ileti geçmişiniz izin verilen boyut üst sınırına ulaştı. Eski iletileri silebilir veya başka bir konuma kaydedebilirsiniz.
Korkuyorum ben, ne kadar konuştuk kızım?:)
Mine ile ilgili ileti geçmişiniz izin verilen boyut üst sınırına ulaştı. Eski iletileri silebilir veya başka bir konuma kaydedebilirsiniz.
Korkuyorum ben, ne kadar konuştuk kızım?:)
3 Temmuz 2011 Pazar
Öldüysem Ne Olur Haber Ver
Öldümse yüreğinde
Ben artık oldukça ölüyüm demek
Öldümse belleğinde
Dönenceleri seçemeyerek
Demek öldürmüşsün sen beni melek
Gözyaşı dökerek..
Ama öldüysem ne olur haber ver
Sana söz vermiştim
Haber vermen gerek...
Öldümse kucağında
Uzaktan sevilerek
Öldümse yatağında
Hınçla sevişerek
Öldürmüşsün beni çok severek
Benzersiz şişme bebek...
Ama öldüysem ne olur haber ver
Sözümde durmam gerek
Haberi yine ben vereyim sana
Bilirim en çok sen düşkünsün bana
Sevgiden öldürerek...
Ben artık oldukça ölüyüm demek
Öldümse belleğinde
Dönenceleri seçemeyerek
Demek öldürmüşsün sen beni melek
Gözyaşı dökerek..
Ama öldüysem ne olur haber ver
Sana söz vermiştim
Haber vermen gerek...
Öldümse kucağında
Uzaktan sevilerek
Öldümse yatağında
Hınçla sevişerek
Öldürmüşsün beni çok severek
Benzersiz şişme bebek...
Ama öldüysem ne olur haber ver
Sözümde durmam gerek
Haberi yine ben vereyim sana
Bilirim en çok sen düşkünsün bana
Sevgiden öldürerek...
29 Haziran 2011 Çarşamba
23.49
Aylardan sonra yazacağım yazının derin bir yalnızlık duygusuyla başlayacağını hiç tahmin edemezdim sanırım. Kendi nefes alışını bile duyabilecek kadar yalnız olmak... Fenaymış, öğrendim.
Ben tatilleri sevmem blog, bunu bana her boktan geçen yaz tatilimde hatırlat olur mu?
Ben tatilleri sevmem blog, bunu bana her boktan geçen yaz tatilimde hatırlat olur mu?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)