29 Ocak 2010 Cuma

2901

28. yaşım sessiz sedasız geldi...

doğumgünlerimi sevmiyorum ben, başkalarınınkini seviyorum ama. kutlamak, hediye almak öyle keyifli öyle heyecanlı geliyor ki ama söz konusu kendiminki olduğunda...

çünkü son birkaç yıldaki doğumgünlerim hep kötü anılar bıraktı, birini taharet muslukları ve vidalar arasında bir nalburda benden nefret eden kıskanç insanlarla kutlamıştım, birini abimle açtığımız etüt merkezinin kapanışında eşyalarımızı toplarken kutlamıştım, birini 500 sayfalık 48 tane kitabı bir seferde taşıdığım için ellerim soğuktan morarmış bir hâldeyken babamın beni evden kovduğunu duyarak kutlamıştım... saymama gerek de yok aslında mutlu bir gün olmuyor benim için 29 ocaklar...

aslında kimseden bir şey beklediğim de yok, eğer unutmazlarsa arayıp halimi hatrımı sormaları bile yeter, unuturlarsa da ne gam..

insanları kırıyorum, hem de çok, bana verdikleri kıymetin çok çok azını verebiliyorum onlara farkındayım ama ben artık en başta kendimi sevmiyorum bilesiniz yoksa derdim kimseyle değil ya da en çok kendimle...

bir beklentim olmayınca bir sonraki günden hayal de kuramıyorum artık, birkaç ay öncesine kadar yapabiliyordum bunu ama şimdi tek yaptığım günü kurtarmak, acıkmamak için yemek yemek, boğazım kuruduğu için su içmek..

içimden geçen ne çok şey var

bitsin artık bugün, bitsin...

28 Ocak 2010 Perşembe

Pilizzz

28. yaşımın gelişini sabah 8.30 dan akşam 17.00 ye kadar olan ders ve soru çözümleriyle değil de Regina Spektor dinleyerek geçiremez miyim Tanrım, pilizz:(

24 Ocak 2010 Pazar

saçma saçma

* Ne güzel oluyor her yer kar yağınca di mi? Eskiden sevmediğim yerler bile gözüme daha güzel gözüküyor.

* Ben niye Serpil ve Dinçer çiftini çok sevdiğimi bu akşam anladım, beni görmek için özel bir zaman ayıran hatta çaba gösteren birkaç insandan biri onlar, hatta belki de sadece onlar... Ne olursa olsun onların yanında kendimi çok iyi, çok huzurlu ve sıcak hissediyorum, iyi ki birbirlerini bulmuşlar, iyi ki evlenmişler ve iyi ki ikisi de beni seviyor...

* Yarıyıl tatili için yaptığım tüm planlar suya düştü çünkü tatilimiz yok şimdi tüm planları yaz için ötelemem gerek ama o zaman da para yok... Hevesim olsa param olmuyor, param olsa hevesim...

* Doğumgünüme 5 gün kaldı, keşke 28 ocaktan 30 una geçebilsem, keşke... Yine kalbim kırılacak...

* Ve yine borçlar, borçlar, borçlar...

18 Ocak 2010 Pazartesi

sevgili blog

* Avatara gittik sonunda, ne macera ama Selçukla sinemaya gitmek Papayla sinemaya gitmekten daha zor diye düşünüyorum, tabi bunun için önce Papayı Recep İvedik 3 e gitmek için ikna etmem lazım, Selçuku ikna etmekten daha kolay kanımca:)

* Son paramla aldığım mısırın daha 1/17 ini bile yiyemeden döktüm iyi mi :( hala hayretler içindeyim ama nasıl olda kolayı dökmeden içtim acaba diye..

* üç boyut denen şey çok tuhaf be, insan bir filmi öyle izleyince hepsini öyle istemek istiyor gibi. gibi gibi

* dayanamadım ve yeni ay ın sinema çekimini aldım, Tanrım Edward için ettiğim tüm o kötü laflar için beni cezalandırma, zaten ben cezamı çekiyorum vampir sevici oldum çıktım:)

* doğumgünüme az kaldı sanırsam, o gün sabah 8,30 da dersim var yani gün zaten boktan başlayacak ve muhtemelen boktan biticek ama ne gam, dakika dakika sayabilirim o gün neler olacağını, ne bir heyecan ne bir ekşın, yaşasın 28. yaşım...

* düşündüm de ben tüm hayatımı selçukla geçirebilirim gibi geliyor.. beni sinirden deliye döndürüp sonra da öyle tatlı tatlı bakıyor ki, insanın ömrünü uzatır bu adam diyorum içimden.. ama o tam tersini düşünüyor..

* evdekilerin zoruyla borç yapılandırmasına girdim hoş zaten son bir yılım deli gibi borç ödemekle geçti ama hala bitmedi cezam, hayatımdan 5 yıl gitti ve sebep olanların umrumda bile deil, böyle deyince selçuk ya 5 yılla kalmasaydı tüm hayatın böyle olsaydı diyor ya, delirecek gibi oluyorum, ben tüm hayatımı böyle geçirebilirim diye düşünmüştüm, intihar etsem daha kolaymış aslında...

* 3 aydan sonra bugün ilk kez dersim yoktu ve gamsız gamsız Kadıköy'de dolaştım, ne güzel şeymiş tatil, duygu fırtınası yaşadım an itibariyle kısa keseyim :)

bugünlük bu kadar sevgili blog, ben bilgisayarı kapatırken sen de yukarıdaki bu salak ayrıntıları niye yazdığımı düşün dur e mi :)

Öperim seni:)

10 Ocak 2010 Pazar

Weird

Ne tuhaf...

Üç ay öncesine kadar hayatımda olmayan hatta belki de defalarca aynı mekanlarda bulunduğum hâlde yollarımın kesişmediği insanlar için şimdilerde üzülüyorum, seviniyorum, endişeleniyorum... Ben hep böyle kolay mı kabul ederdim insanları hayatıma bilmiyorum ya da kalbim daha mı yumuşak oldu onu da bilmiyorum zaten ben neyi biliyorum ki?

Gerçi ben 7 yaşında tanıştığı ama sonra 16 yıl boyunca hiç görmediği yanı başındaki adamı sevmiş insan kişisiyim, neden tuhaf geldi ki bu anlattıklarım...

Stop.

3 Ocak 2010 Pazar

ah Regina vah Regina


Pazar günü çalışan ve işe geç kalıp olmazsa olmaz kahvaltısını bile yapamamış bir insan kişisini bir sürü türev, karmakarışık sayı, logaritma gibi kifayetsiz etütlerden sonra eve geldiğinde mutlu etmek istiyorsanız (nie edesiniz ki bence de yani:)) ona Regina Spektor dinlettirin efem. Affet beni Norah senin kadar iyi ve senin kadar tatlı bu kız napim.. Saol Minem ve saol kim olduğunu bilmediğim blog kişisi, sen bu klibi koymasaydın bloğuna ve Minem de senin blog adresini koymasaydı bloguna ben bugün gülümseyemeyecektim.. Kelebek etkisi bu di mi, evet kesinlikle bu...