18 Mart 2012 Pazar

18032012

Hiçbir şey Lilian'ın kendisini, balkonda bekleyen Juliet değil de, ona ulaşmak için havaya sıçrayan Romeo'ymuş gibi hissetmekten alıkoyamazdı. O sıçramış, Romeo'yu oynamıştı ve bir kadın sıçradığı zaman yalnızca bir boşluğa düşerdi.


Anais Nin - Ateş Merdivenleri

19 Şubat 2012 Pazar

Fena..

yıllardan sonra her şeyi oturup yeni baştan düşünmek ne fena..

seninle olmasını istediklerinin sensiz yapıldığını bilmek ne fena..

sonunda, en sonunda ve nihayet evlilik hazırlıkları yaptığın bir dönemde ölümüne yalnız bırakılmak ne fena...

arkandan konuşulanların artık yüzüne söylenmesi ne fena...

yeni bir iş aramak ne fena...

parasızlık, plansızlık, uykusuzluk ne fena..

her şeyin içinde birikmesi ne fena...

8 Şubat 2012 Çarşamba

İlk Adım

Bir sonraki yılbaşını, doğumgünümü, bayramı, öğretmenler gününü evli bir kadın olarak geçirecek olma fikri bile mükemmel... Nolur bu sefer her şey yolunda gitsin Tanrım...

31 Ocak 2012 Salı

Bir insanın sadece 5 güncük tatili olur onun ikisi de ertelenen sınavlar yüzünden piç olursa o insan ne hisseder? Sadece Cuma kaldı, yağma kar, yağma...

17 Aralık 2011 Cumartesi

?

Bugün ilk kez "gerçekten" öğretmen olmakla iyi mi ettim diye düşündüm..

5 Kasım 2011 Cumartesi

Formasyon Alırkene Ne Acılar Çeken Esma Unkapanı'ndan Bildiriyor

Sonunda yazmaya karar verdim. Aslında yolda sürekli blog yazıyorum ben ama eve gelip de bilgisayarı açmak ve tüm içimden geçenleri buraya dökmek zor geliyor. Sadece bu zor gelse gene iyi..
Bu arada formasyona başladım ben blog. Atanamayan öğretmenlerden biri olmak istiyorum fena hÂlde:) 5 yıldan sonra gene kendi okulumdayım ama sor bi mutlu musun diye sor hadi sor. Hiç mi bişey değişmez karşim onca yıldan sonra, hâlâ mı soğuk olur bir okulun tüm binaları, hâlâ mı o gün ders var mı yok mu diye kimseye soramaz da okula gidince öğrenirsin. Demek ki daha çekecek çilemiz varmış. Yine de şükretmem lazım yedek listeden giren biri olarak.
Yollar aynı, 15.50 treni, 16.30 motoru ve Unkapanı’ndan geçen tüm Eminönü otobüsleri canım ciğerim bu aralar. Yavaş giden trenler, kaçan motorlar, kalkmasına 10 dakika olan otobüsler de tü kaka:)
Dersler değil de (o kadar çok yazı midemi bulandırıyor blog) yolculuk kısmı güzel. Eskisi gibi haftada 2 kitap bitirir oldum. Hani bu formasyon hiç bitmesin dicem yukarıdaki yanlış anlayacak diye korkuyorum. İnsanlara dik dik bakıyor, motorda çay içiyor, sapık görünüşlü adamlardan uzağa oturuyorum.
Okuldaki kızlar da aynı. O 3,50 ortalamayı yapanları tanımak istiyordum tanıdım. Arkadaş hiç mi sosyal hayatınız olmaz, şu dünyaya fotokopiciden ders notu almak ve hoca ne derse yazmak için mi geldiniz siz? Kozmetik dünyasından habersiz soluk benizligillerden bir sürü kız doluşuyorlar bir sınıfa ki bu insanların hepsi çalışıyor ve en az 25 yaşında. Aranızda göz kaleminin ne işe yaradığını bilen var mı diye sorucam bir gün valla:) Bunlar seneye bakanların yolunu kesip, Okan Bayülgen’e çıkar sonra da biz atanamıyoruz bıt bıt bıt diye konuşurlar bak Esma dediydi dersiniz.
Bu kadar şeyi yazmak bile zor geldi. Ki düşün ben koca koca kitapları bitirip onlardan sınava gireceğim yazık zavallı Esma’ya…:S
Bir giriş yaptım ya artık devamı da gelir sanki di mi?
Hadi selametle

5 Ekim 2011 Çarşamba

Öğrencilerimi kıskanıyorum.
Arkadaşlarımı kıskanıyorum.
Dostlarımı kıskanıyorum.
Sevdiğim adamı kıskanıyorum.