Üzülenler, üzenler...
Canı sıkılanlar, can sıkanlar...
Kırılanlar, kıranlar...
Yananlar, yakanlar...
Peki neden?
Huzurla başlayıp huzurla biten bir gün bile yok mu Tanrım?
28 Şubat 2009 Cumartesi
27 Şubat 2009 Cuma
26 Şubat 2009 Perşembe
188 + 374 = ?
24 Şubat 2009 Salı
İş Listesi
Ne çok iş var yapacak...
Öncelikle çeviriyi bitirmem lazım yoksa patron beni silecek defterden:) Yeni patronum çok insaflı yahu hiç kırmıyor kalbimi ne zaman istersen bitir diyor, ben de sen böyle davranırsan ben hiç bitirmem ki diyorum, geçinip gidiyoruz...
Sonra artık kendime bir çeki düzen vermem lazım, insan saçlarını boyatmayı daha ne kadar erteleyebilir ki Tanrım? Vallahi de billahi de o kuaför salonunda bir saat oturmaya üşeniyorum napayım:)
Odamı daha doğrusu kütüphanemi toparlamam lazım, ne çok atılacak şey var ah ne çok. Kitaplarımı oradan oraya taşıyorum ama gelin siz bunu bir de zavallı kitaplarıma sorun.
Telefon numaramı değiştirdim ve bunu birkaç yere telefonla bildirmem lazım ama işte gene benim bilgisayarlarla konuşmaktan haz etmeyen tarafım hortladı ve bu işi de günlerdir sallıyorum...
Öğrencilerim için ayrı ayrı birer program yapmam lazım, sınavları, daha da önemlisi SBS yaklaştı ve ben son zamanlarda sürekli gülen sevimli bir öğretmen oldum diye onlar da dersleri sermeye başladılar, bir bilseler:)
Kaybettiğim arkadaşlarımı bulmam lazım şimdi. Eski defterlerden numaralar, adresler çıkmalı aranmalı teker teker ve işte ben geldim lütfen affet denmeli... Bu biraz cesaret işi ama zaman işi değil...
Şimdi ben bunları niye yazdım sevgili okur? Tamamen kendim için sen üstüne alınma:) Şu yapılacakları bir önizleme göreyim belki kendime gelirim diye. Hem yazıyorum hem de tüm bu ertelenmelerin o muhteşem sebebini düşünüyorum da... Amann biraz daha salla gitsin diyorum:)
Son hız devammmmmm!!!
Öncelikle çeviriyi bitirmem lazım yoksa patron beni silecek defterden:) Yeni patronum çok insaflı yahu hiç kırmıyor kalbimi ne zaman istersen bitir diyor, ben de sen böyle davranırsan ben hiç bitirmem ki diyorum, geçinip gidiyoruz...
Sonra artık kendime bir çeki düzen vermem lazım, insan saçlarını boyatmayı daha ne kadar erteleyebilir ki Tanrım? Vallahi de billahi de o kuaför salonunda bir saat oturmaya üşeniyorum napayım:)
Odamı daha doğrusu kütüphanemi toparlamam lazım, ne çok atılacak şey var ah ne çok. Kitaplarımı oradan oraya taşıyorum ama gelin siz bunu bir de zavallı kitaplarıma sorun.
Telefon numaramı değiştirdim ve bunu birkaç yere telefonla bildirmem lazım ama işte gene benim bilgisayarlarla konuşmaktan haz etmeyen tarafım hortladı ve bu işi de günlerdir sallıyorum...
Öğrencilerim için ayrı ayrı birer program yapmam lazım, sınavları, daha da önemlisi SBS yaklaştı ve ben son zamanlarda sürekli gülen sevimli bir öğretmen oldum diye onlar da dersleri sermeye başladılar, bir bilseler:)
Kaybettiğim arkadaşlarımı bulmam lazım şimdi. Eski defterlerden numaralar, adresler çıkmalı aranmalı teker teker ve işte ben geldim lütfen affet denmeli... Bu biraz cesaret işi ama zaman işi değil...
Şimdi ben bunları niye yazdım sevgili okur? Tamamen kendim için sen üstüne alınma:) Şu yapılacakları bir önizleme göreyim belki kendime gelirim diye. Hem yazıyorum hem de tüm bu ertelenmelerin o muhteşem sebebini düşünüyorum da... Amann biraz daha salla gitsin diyorum:)
Son hız devammmmmm!!!
Etiketler:
falan filan,
iş listesi yapar oldum,
sebebi güsel,
uykum da var
23 Şubat 2009 Pazartesi
21 Şubat 2009 Cumartesi
...
İçimden bir şey geçiyor nasıl söylesem,
Daha adını koyamadım devamını bir bilsem.
Bilirim bu hisleri korkarım kendimden,
Aşığım galiba neden bilemem.
Nereden ama bilemem aşığım söyleyemem,
Durumlar tanıdık ama galiba henüz erken.
İçimden bir şey geçiyor nasıl söylesem,
Daha adını koyamadım devamını bi bilsem,
Sabah bakarız çaremize döneriz kendi hâlimize.
Uyku tutar mı şimdi bizi?
Daha adını koyamadım devamını bir bilsem.
Bilirim bu hisleri korkarım kendimden,
Aşığım galiba neden bilemem.
Nereden ama bilemem aşığım söyleyemem,
Durumlar tanıdık ama galiba henüz erken.
İçimden bir şey geçiyor nasıl söylesem,
Daha adını koyamadım devamını bi bilsem,
Sabah bakarız çaremize döneriz kendi hâlimize.
Uyku tutar mı şimdi bizi?
15 Şubat 2009 Pazar
Neden?
Neden her şey bu kadar zor olmak zorunda?
Neden kimse kimsenin kıymetini zamanında bilmiyor da elden gidince biliyor?
Neden var bütün bu acılar, kederler, mutlu olunduğunda daha bir anlamlı olsun diye mi?
Neden içinden taşa taşa bir ohh diyemiyor insan?
Neden yorucu hayat bu kadar ve neden hiçbir panzehiri yok içimize işleyen zehirlerin?
Neden peşimizi bırakmıyor kötü günler?
Artık yeter, gerçekten yeter...
Neden kimse kimsenin kıymetini zamanında bilmiyor da elden gidince biliyor?
Neden var bütün bu acılar, kederler, mutlu olunduğunda daha bir anlamlı olsun diye mi?
Neden içinden taşa taşa bir ohh diyemiyor insan?
Neden yorucu hayat bu kadar ve neden hiçbir panzehiri yok içimize işleyen zehirlerin?
Neden peşimizi bırakmıyor kötü günler?
Artık yeter, gerçekten yeter...
13 Şubat 2009 Cuma
Sevgilerde

Sevgileri yarınlara bıraktınız,
Çekingen tutuk saygılı
Bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı;
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi,
Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz,
Çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği,
aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı
Gecelerde ve yalnız
Vermeye az buldunuz yahut
Vakit olmadı.
Çekingen tutuk saygılı
Bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı;
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi,
Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz,
Çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği,
aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı
Gecelerde ve yalnız
Vermeye az buldunuz yahut
Vakit olmadı.
Behçet NECATİGİL
12 Şubat 2009 Perşembe
Seyrüsefer
"Öğretmenim saçınızı örebilir miyim?" dedi. Nasıl da gülüyordu gözlerinin içi... Saçlarım fönlüydü ve nefret ettiğim hâlde birinin dokunmasından, "Ör bakalım," dedim. Beş kere denedi altıncıda tutturdu:) Katlı kesimin zorluğu işte, yanlardan fırlıyor devamlı kısalar. Sonra koşa koşa gidip bir pembe toka aldı ucuna takmak için. "Ama ben bu tokayı sana cuma günü getirebilirim," dedim. "Ya öğretmeniiimmm getirmeseniz de olur," dedi canımın ta içi. Asansörde çıkardım tokayı, dağıttım gene saçlarımı ve koydum cebime o pembe tokayı...
Yol uzundu yürüsem mi diye düşündüm, üstümde bir trençkot hafiften üşüyorum ayakkabılar topuklu aman dedim sonra yürü Esma, hazır erken çıkmışsın, hava da soğuk ama güzel, bir de sen güzelsin:) gazlarıyla çıktım caddeye. Önce bir türlü köftesinden yiyemediğim Rodop Köftecisi, sonra sırasıyla Carrefour, zamanında tüm koleksiyonu ezberlenen bilumum mobilyacılar, ışıklar, arabalar, gürültü, bağıran çağıran insanlar, eve gidenler, gezmeye gidenler, çalışanlar, ofislerde yanan ışıklar...
Neler düşündüm neler, ne ülkeler fethettim, ne devletler yaptım, ne devletler yıktım yarım saatte... Sonra yol bitti, evimin artık huzurlu ışığı göründü.
Ben bunları anlatmayacaktım ki ama sahi neyden bahsedecektim? Hay benim kuş aklıma...
Yol uzundu yürüsem mi diye düşündüm, üstümde bir trençkot hafiften üşüyorum ayakkabılar topuklu aman dedim sonra yürü Esma, hazır erken çıkmışsın, hava da soğuk ama güzel, bir de sen güzelsin:) gazlarıyla çıktım caddeye. Önce bir türlü köftesinden yiyemediğim Rodop Köftecisi, sonra sırasıyla Carrefour, zamanında tüm koleksiyonu ezberlenen bilumum mobilyacılar, ışıklar, arabalar, gürültü, bağıran çağıran insanlar, eve gidenler, gezmeye gidenler, çalışanlar, ofislerde yanan ışıklar...
Neler düşündüm neler, ne ülkeler fethettim, ne devletler yaptım, ne devletler yıktım yarım saatte... Sonra yol bitti, evimin artık huzurlu ışığı göründü.
Ben bunları anlatmayacaktım ki ama sahi neyden bahsedecektim? Hay benim kuş aklıma...
11 Şubat 2009 Çarşamba
Dizeye Düşen
Kovulmuşken hayatın bir yerinden
Yalnızken, umarsızken
Öfkeni dillendirecek bir eylem ararken kendine
Diyelim gecelerin o tekin olmayan serüveninde
Paranoya kıvamında ilişkiler yaşarken
İmtiyazsız karanlıkların suçlu zevklerine
Yasağın büyüsüne, hayatın ve gündüzün
Öte - yüzüne sığınırken
Ve intihar manifestosu gibiyken bütün duyarlıkların
Ansızın bir dize gelip takılır diline
Bir can simidi gibi en kurtarıcı keyfiyle
Bir zaman seninle kalır, yanıbaşında,
Zaman içersinde yer değiştiresin
Diye kendisiyle bir gönül erincini,
en düpedüz anlamıyla yaratmak eylemini
Yaşarsın bir dizenin dizlerinde
Sonra uzaklaşır senden,
Gözden kaybolur
Büyümüş, çoğalmış bir şiirin derinliklerinde
Ne senledir oysa, hep senledir oysa
Gecelerin ötesi dediğin şey
Kendin için yaşadığın sinema
Murathan Mungan
Bazen biri sizden önce söylemiş oluyor her şeyi...
Yalnızken, umarsızken
Öfkeni dillendirecek bir eylem ararken kendine
Diyelim gecelerin o tekin olmayan serüveninde
Paranoya kıvamında ilişkiler yaşarken
İmtiyazsız karanlıkların suçlu zevklerine
Yasağın büyüsüne, hayatın ve gündüzün
Öte - yüzüne sığınırken
Ve intihar manifestosu gibiyken bütün duyarlıkların
Ansızın bir dize gelip takılır diline
Bir can simidi gibi en kurtarıcı keyfiyle
Bir zaman seninle kalır, yanıbaşında,
Zaman içersinde yer değiştiresin
Diye kendisiyle bir gönül erincini,
en düpedüz anlamıyla yaratmak eylemini
Yaşarsın bir dizenin dizlerinde
Sonra uzaklaşır senden,
Gözden kaybolur
Büyümüş, çoğalmış bir şiirin derinliklerinde
Ne senledir oysa, hep senledir oysa
Gecelerin ötesi dediğin şey
Kendin için yaşadığın sinema
Murathan Mungan
Bazen biri sizden önce söylemiş oluyor her şeyi...
10 Şubat 2009 Salı
7 Şubat 2009 Cumartesi
I just wanna hear those sweet words spoken like a melody...

Nasıl da güzel söyler Norah bu şarkıyı...
Bu güzel ses hayatıma girdiğinde ben yağmurlu bir günde, bir arabanın içinde yağmuru izliyordum. Her şey zor geliyordu hayatta ve bundan daha kötüsü olur mu acaba diyordum. Çok zordu o zamanlar benim için. Yapamam dediğim ne çok şey vardı Tanrım. Ama geliniyormuş işte üstesinden... Hatta gülünebiliniyormuş bile o uykusuz gecelere...
Periyoduk bir şekilde mi oluyor bilmiyorum ama bu sıralar gene her şey zor geliyor hayatta. Değişiklikler can yakmadan nasıl oluyor biri bana söylesin kuzum.. Saçının rengini değiştirmeye karar vermek bile zor gelir mi insana? Nihayetinde saç işte yahu, baktın yakışmadı değiştirirsin olur biter. Ama bana zor geliyor işte ne yapayım, dışarı çıkmak, eğlenmek, karar vermek, her şey, her şey zor geliyor işte... Keşke bu işleri gönüllü olarak yapan biri olsa hayatımda, bak Esma bugün senin canın çay istemiyor kahve iç, koyu kızıl değil de bakır renk yakışır böyle boyat saçını, sen artık giyme şu kotları elbise alalım sana en güzellerinden altına da bir çizme ohh mis gibi diyen biri olsa... Ama yok...

Bu sıralar hayatıma giren herkese teşekkür ederim. Kötü zamanlarıma tanık oluyor ama yine de çıkmıyorlarsa hayatımdan daha uzun yıllar da kalacaklar demektir bu sanırım. Ya da ben öyle düşünmek istiyorum. Bu sıralar fazla takıntılı, fazla dengesiz, fazla ısrarcı ama bir o kadar da boşvermiş davranıyorum farkındayım, gerçekten farkındayım:) Ama lütfen idare edin, ben çok uzun zamandır kendim için bir şeyler yapmıyordum, şımarmak istiyorum galiba biraz. Sizden beni şımartmanızı değil de ben kendi kendimi şımartırken azıcık anlayışlı olmanızı istiyorum... Olmayacaksınız da canımı acıtmadan bir an önce hayatımdan çıkmanızı...
4 Şubat 2009 Çarşamba
Fabrika Ayarlarına Geri Dönmek...
Benim de mi düşüncelerim olacaktı,
Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım,
Sessiz, sedasız mı olacaktım böyle?
Çok sevdiğim salatayı bile
Aramaz mı olacaktım?
Ben böyle mi olacaktım?
O.Veli
Bu sefer kalbim çok kırıldı sevgili okur, öfkem de çok, en çok da kendime...
Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım,
Sessiz, sedasız mı olacaktım böyle?
Çok sevdiğim salatayı bile
Aramaz mı olacaktım?
Ben böyle mi olacaktım?
O.Veli
Bu sefer kalbim çok kırıldı sevgili okur, öfkem de çok, en çok da kendime...
3 Şubat 2009 Salı
2 Şubat 2009 Pazartesi
A woman and a kid...
Bu sıralar az uyuyor olduğumdan ve bir de geç yattığımdan bahsetmiş miydim? Bu geç yatmaların tek güzel tarafı gece 12'den sonra başlayan film seanslarım aslında. Dün de herkesin yatmasını bekleyip hakkında hiçbir fikrimin olmadığı bir film taktım: The Reader. İsminden bile bir şey anlamadım ey sevgili okur o kadar yani:)Ama heyhat film çok güzeldi. Başlarda Kate Winslet'ın muhteşem fiziği hafiften göbekli bir kadının sinirlerini bozsa da sonrasında gelişen olaylar beni öyle içine aldı ki hikâyenin bugün bütün gün şu soruyu sordum kendime: Bir aşk için neler yapardım?
Bizim filmdeki esas oğlan sevdiği kadın için -ki hatun kişi kendinden bir hayli büyüktü- yıllarca kitap okudu. Evet yanlış okumadınız kadın okuma yazma bilmiyordu ve ömür boyu hapse mahkûm edilmişti ama adam kütüphanesindeki tüm kitapları kasetlere çekti ve kadına yolladı. Sonra.. Sonrasını izlemeniz için söylemiyorum ama benim aklımda kalacak nadir sahnelerden biridir artık bu.
Bir romanmış The Reader, çok isterdim kitabını okumayı ama son birkaç filmden sonra aldığım karar üzerine (filme çekilen eserlerin ya kitabını okumak ya da filmini izlemek, zira ikisini birden yapmak tehlikeli oluyor) kitabını okumayacağım. Ama bu filmi izleyiniz sevgili okur, şiddetle tavsiyemdir.
Mühim Not: Film elimde mevcuttur, bir kahveye kiralarım:)
1 Şubat 2009 Pazar
Gözyaşlarımızı bitti mi sandın?

Günler günlerin ardinda
Seni unutmak mecburiyetindeyim
Seni sevmeler cumhuriyetinde
Gözyaslarim gözyaslarim
Kafiye olsun diye degil
Özleye özleye kavustuk birbirimize
Birbirimize vitaminler, moraller verdik
Içimizdeki seytanlara zülfikarlarla saldirdik
Gözyaslarimizi bitti mi sandin
Güzel söylemişler vesselam. Bu şarkıyı ne zaman dinlesem aklıma Mine gelir... Bilen bilir sevgili okur ama bilmeyenler için Mine benim "canım"dır. Başka bir şey demeye gerek de yoktur.
Huzursuz, uykusuz, bol baş ağrılı günler geçirmekteyim. Çoktan seçmeli bir sınavda ecel terleri dökmekteyim. Kararsız, mutsuz, vaktini sorumsuzca çöpe atan biri oldum çıktım. Bir de acayip bir rüya gördüm hayırdır inşallah. Tuna Kiremitçi'yi gördüm rüyamda ev sevgili okur. Ne alaka diyorum ama bir şey bulamıyorum. Geçen sene bir kokteylde tanışmışlığım vardır ama öyle ölüp bitmem kendisine ama laf aramızda insanı şaşırtan bir yakışıklılığı da yok değil hani:) Ama beni asistanı yapacaktı az daha uyusaydım:) Sanırım üstüm açık yattım da böyle bir rüya gördüm, belim de tutulmuş zaten oynatamıyorum hiçbir yerimi:S
Zor şeymiş bu blog işleri yahu. Ben ki yılda en az 100 kitap okuyan bir insanım ne diyeceğimi şaşırıyorum şimdi elim harflerin üzerindeyken. Yazacaklarımı not alsam da sonra temize mi geçsem kimi yazarlar gibi acaba:)
Biraz ara vereyim gelicem birazdan sevgili okur, beklemede kal:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






