ilkokul zamanı.. o kadar küçüksün yani... bütün hafta sonu dışarda koşup oynamışsın. ödevlerin cumadan bitmiş, için rahat. pazar akşamı ezana kadar sokaktasın ama birazdan annen çağıracak, kulağın apartmanın kapısından duyulacak seste... eve geldiğinde yemekten sonra yıkanacağını bilirsin, ya annen yıkar ya da ablan. tertemiz yaparlar seni, saçların mis gibi kokar. defalarca taranmıştır ve örülmüştür sabaha kadar dolaşmasın diye. kimse hatta sen bile onlar kadar güzel temizleyemezsin kendini, o zamanlar hacı şakir sabunlarla yıkanırdı herkes...
yıllar önce bir arkadaşıma yazdığım bir mektupta kendimi hücrelerime kadar kirlenmiş hissettiğimi yazmıştım, her gün yıkansam bile geçmiyor ruhumdaki kir demiştim. erken konuşmuşum her zamanki gibi asıl ondan sonra kirlenmiş hayatımdaki her şey ve tabii ki ben...
fakat şimdi bugün sadece bu akşam, kendimi 20 yıl önceki gibi temiz hissediyorum... biliyorum yarına kalmayacak bu duygu ama bugün öyle, sanki annem yıkamış gene beni, sanki ablam taramış saçlarımı sanki yarın okula gidecekmişim gibi, önlüğüm ütülenmiş çoraplarım yeni yıkanmış...
ve bunları yazarken gözümün önünde beyazıt meydanındaki taşlar... insan özleyince böyle mi oluyor? en yakın zamanda gitmeli oralara, sarayda pide yemeli, konakta çay içmeli... kimbilir belki selçuk da gelir benimle, teker teker öğrenir ona gelene kadar nerelerden geçtiğimi... sonra da kestirme yollardan unkapanındaki durağa geçmeli, vefa bozacısının yanındaki...
hiç özlemem sanıyordum o yılları, özlemişim işte öğrenci olmayı...
29 Mart 2010 Pazartesi
28 Mart 2010 Pazar
Tuna the Fish
tuna kiremitçi, vatan gazetesindeki köşesinden ayrılmış...
bugün duyduğum en güzel haber bu sanırım. iflah olmaz bir tuna kiremitçi düşmanı oldum ben son birkaç yılda, hayatımda gördüğüm en kibirli adam olma unvanını bir yana bırakın "kroyum ama para bende"nin değişik bir versiyonu olan "yazdıklarım edebi bir değer taşımıyor ama yakışıklıyım"ın öncülerinden olması sanırım yeterli bir sebep. tıpkı bir yaşam bir biçimi olarak evlenmeyi ve sonrasında da boşanmayı seçen ne idüğü (doğru mu yazdım?) belirsiz sosyetiklerden hiçbir farkı yok gözümde. içinizden acaba adamın bir kitabını bile okumuş mudur bu kadar kızdığına göre diyorsanız cevabım hazır evet okudum ve ne mutlu ki sanatsal bir yazı ile popüler olmak için yazılmış bir yazıyı ayırt edebilecek kadar kültür birikimim var. eskiden tuna'nın kitaplarının ve sonrasında da albümünün menajerliğini yapan bir kadın tanımıştım, tapıyordu adama. hatta bir keresinden beraber bir kokteyle gittiklerinde kapıdaki güvenlik görevlisi kızın tuna'yı tanımaması sonucunda az daha kalp krizi geçirecekti kadın, nasıl da kibir sarmıştı her yanını, gülüyorum şimdi o günler aklıma geldikçe, aslında hiçbir özelliği olmayan insanların kendi aptal dünyalarında yaşayıp da herkesi kendilerine hayran sanmalarına...
vay be ne doluymuşum meğer ben, sağolasın iclal, sayende tuna'dan kurtulduk...
bugün duyduğum en güzel haber bu sanırım. iflah olmaz bir tuna kiremitçi düşmanı oldum ben son birkaç yılda, hayatımda gördüğüm en kibirli adam olma unvanını bir yana bırakın "kroyum ama para bende"nin değişik bir versiyonu olan "yazdıklarım edebi bir değer taşımıyor ama yakışıklıyım"ın öncülerinden olması sanırım yeterli bir sebep. tıpkı bir yaşam bir biçimi olarak evlenmeyi ve sonrasında da boşanmayı seçen ne idüğü (doğru mu yazdım?) belirsiz sosyetiklerden hiçbir farkı yok gözümde. içinizden acaba adamın bir kitabını bile okumuş mudur bu kadar kızdığına göre diyorsanız cevabım hazır evet okudum ve ne mutlu ki sanatsal bir yazı ile popüler olmak için yazılmış bir yazıyı ayırt edebilecek kadar kültür birikimim var. eskiden tuna'nın kitaplarının ve sonrasında da albümünün menajerliğini yapan bir kadın tanımıştım, tapıyordu adama. hatta bir keresinden beraber bir kokteyle gittiklerinde kapıdaki güvenlik görevlisi kızın tuna'yı tanımaması sonucunda az daha kalp krizi geçirecekti kadın, nasıl da kibir sarmıştı her yanını, gülüyorum şimdi o günler aklıma geldikçe, aslında hiçbir özelliği olmayan insanların kendi aptal dünyalarında yaşayıp da herkesi kendilerine hayran sanmalarına...
vay be ne doluymuşum meğer ben, sağolasın iclal, sayende tuna'dan kurtulduk...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)